Prensiplerimiz

1) Gündelik siyaset değil, kuşatıcı ve kurtarıcı fikir…

Gündelik siyaset ve kamplar arası tarafgirlik, kısa vâdede sağlayacağı fayda ne olursa olsun, kuşatıcı ve kurtarıcı bir fikrin mensubları için uzun vâdede zararlı sonuçlar doğurabilecek, cemiyetin her ferdine ve her kesimine hitab eden dünya çapındaki bir fikri kısır ve daracık kafeslere sokabilecek bir niteliktedir bizce. Akademya olarak bize düşen, dünya çapındaki fikri halkın belli kesimlerine yahud Anadolu’nun belli bölgelerine hapsetmek değil, halkın tüm kesimlerine açmak ve Anadolu’nun her köşesinde ocaklaştırmaktır.

2) Gönlünü herkese ve her kesime açmak…

Herkese ve her kesime yönelik olarak mevcud köprüleri tâmir etmek, tamamen uzak olunan kesimler için ise yeni köprüler inşâ etmek, bunun için cezbedici ve yepyeni yaklaşım tarzları geliştirmektir yine bize düşen. Bunları da bir taktik icabı değil, candan isteyerek gerçekleştirmektir. Bu büyük dava, tek tek şahıs veya grubların küçük ve kısır sevgi, nefret ve temâyüllerinin üstünde; diğer bir deyişle, her birimizin nefsanî yakınlık yahud uzaklıklarından muazzez ve münezzehtir. Kurtuluş, sadece kendi nefslerimiz için istenen değil, bugün bizden çok uzak yerlerde mevkîlenmiş de olsalar, herkes ve her kesim için istenendir.

3) Eleştirici değil, kucaklayıcı yaklaşım…

Sadece Anadolu’da yaşayanlar değil, bugün dünya üzerinde yaşayan herkes, mücadelesini verdiğimiz muhteşem idealin muhtemel ve müstakbel bir unsurudur. Tam da bu yüzdendir ki, istikbâldeki gönüldaşımız, dostumuz, yoldaşımız ve vatandaşımız olmasını ümid ettiğimiz tüm kesimlere, dışlayıcı değil kucaklayıcı, itici değil ısındırıcı, eleştirici değil alternatifini gösterici, kısaca kuşatıcı ve rehberlik edici bir dil, uslûb ve davranış tarzıyla yaklaşırız biz. Elbette herkesin ve her kesimin kötü-yanlış-çirkin yönleri olabilir az çok. Ancak bunları teşhir veya gizliyse araştırmak da bizim ilgi, mesai ve vazife konumuzu teşkil etmez…

4) Taraflardan bir taraf değil, bütünleştirici şemsiye olmak…

İnandığımız iyi-doğru-güzel değer ölçülerini tamamen yahud çoğunlukla paylaştığımız herkesle ve her kesimle, bu ortak payda çerçevesinde bir ve beraberiz. Biz onlardanız, onlar da bizden; adları ve ihtisas sahaları her ne olursa olsun. Faydalı değer ölçüsü bakımından, aynı ortak fayda çerçevesinde buluştuğumuz herkesle ve her kesimle ise, tam da o bahiste işbirliği ve dayanışma içindeyiz; güttükleri dava her ne olursa olsun. Özetle, biz, mevcud taraflar arasında bir diğer taraf değil, her tarafın bilerek veya bilmeyerek candan arzu ettiği bütünleştirici şemsiyenin tâ kendisi, bu misyonun davacısı olmak isteriz.

5) Rekabet ve husumet değil, birlikte varoluş ve kurtuluş…

Olması gerekenler dairesinde buluşacağımız dostlar ve idealimizdeki bütün bir ‘yaşanmaya değer hayat’ın her bir parçasını birlikte inşâ edebileceğimiz yoldaşlar ararız biz. Yâni, idealimizi en güzel ve en heybetli biçimde sunup tüm insanlığı bu kurtuluş fikri etrafında halkalamaya bakmak dururken, tek tek herkesin ve her kesimin eksik ve yanlışlarını saymakla ömür tüketmez, emek israf etmeyiz. Sonuç olarak; hep büyük düşünür; Anadolu merkezli bir dünya nizâmına talibken, mahalleler arası küçük kavgaların galibi olma tasası çekmez, bunun mücadelesini vermeyiz. Çünkü biz, ‘küçük olsun, benim olsun’ değil, ‘büyük olsun, hepimizin, tüm insanlığın olsun; yeter ki rüyâmız hakikat olsun’ diyenleriz…